Dr. Mehmet Öz’den 12 Diyet Önerisi

Yaz aylarına yaklaşırken, kışlık kilolarımızdan silkinip forma girme isteğimiz üzerimizde gittikçe artan bir baskıya dönüşmeye başladı. Hele de spor yapmıyorsak sadece kilo değil bir de vücudun kendini toplaması bu aralar en büyük problemimiz. Ama Amerika’da çokça bilinen ve hatta Oprah’dan sonra kendi tv programıyla da ünlenen Dr. Mehmet Öz ya da Amerikalıların deyimiyle Dr. Oz (Oz büyücüsü çağrıştırması ile de gayet akılda kalıcı bir isim) diyor ki, “Kilodan ziyade bel çevrenize dikkat edin. Bel çevreniz boyunuzun yarısından fazla olmamalı”. Yani diyelim ki boyunuz 160cm. Belinizin kalınlığı 80cm’i geçiyorsa, çok fazla yağınız var demektir. Bel çevresindeki yağ ise vücudun diğer herhangi bir bölgesinde bulunan yağa göre, öldürücü derecede tehlikeli. Dr Öz bunu şöyle açıklıyor: “Bel çevresindeki aşırı yağ böbreklerinize zarar verir. Bu da yüksek tansiyona sebep olur. Karaciğerinizi zehirler ve bu da kötü LDL kolestrolün üretilmesine ve vücudunuzdaki insülinin doğru çalışmasını engelleyip diabete neden olur.

İşte Dr. Öz’ün bel çevresi yağlarından ve genel olarak kilolarınızdan kurtulmanızı sağlayacak 12 önerisi. Bu önerileri, sadece kilo vermek için dönemlik olarak değil, bir yaşam biçimi olarak gündelik hayatımıza adapte etmemiz gerektiğini unutmadan okumak lazım.

1. Kiler ve buzdolabınızı temizleyin

Kısaca dolabınızı açın ve tüm abur cuburları acımadan çöpe atın. Dr. Öz’e göre, diyetiniz sırasında bu abur cuburun dolabınızda durması işinizi zorlaştırıyor. Bir nevi kendi kendinize meydan okuma. Bu zararlı ve sevdiğim ıvır zıvırlar bir kol erişim mesafenizde iken onları yememek kendi kendinize meydan okumanız ve hayatınızı zorlaştırmanız demek.

Abur cubur dışında aynı zamanda tüm etiketleri okuma alışkanlığını da kazanmamız gerekiyor tabi. İçinde yüksek seviyede fruktoz şurubu, kısmen hidrojenize sebze içerikleri, trans yağ ve benzeri içeriklerin olduğu yiyecekleri daha dolaba girmeden elemek gerekiyor. Ayrıca ürünlerin ifadelerine de dikkat etmek gerekiyor. Örneğin “%100 Buğday” yanıltıcı bir ifade olup, almamız gerekenin “%100 Tam Buğday” olduğunu unutturabilir. Bu tarz seçimler anlık olarak karnımızı doyururken kısa sürede tekrar acıkmamıza ve dolayısıyla daha çok yememize sebep oluyor.

2. Basit yer değiştirmeler uygulayın

Tüm diyetinizi değiştirmek bazen fikir olarak çok bezdirici olabilir. Rahat olun. Durumu sevdiğiniz şeyleri devam ettirebileceğiniz, yerdeğiştirme fikirleriyle basitleştirin. Örneğin meyve suyu seviyorsanız portakal suyu yerine daha az kalorili kızılcık suyu, nar suyu veya domates suyu gibi alternatifler deneyin. Cips yemeyi seviyorsanız aslında bol bol atıştırmalık yeme ihtiyacınız vardır. Bunu tümden kesmek sizi çok zorlayabilir. Bunun yerine daha sağlıklı, havuç gibi seçimler daha kolay olacaktır. Kullandığınız ketçap gibi şeker katkılı soslar yerine daha sağlıklı ve şekersiz soslar seçin. Yapay şekerler her ne kadar kalorisiz olsa da, beyin yeteri kadar şeker aldığına inandığı zaman aldığı kalorileri depolamaya başlayabiliyor. Dolayısıyla diyet kola veya yapay şeker barındıran diğer seçimlerinizde miktar olarak titiz davranmak gerekiyor. Bunların yerine maden suyu hem daha faydalı, hem de kalorisiz ve gazlı bir seçim.

3. Yeterince uyuduğunuzdan emin olun

İnanılmazsı güç ama günde 7-8 saatten az uyuyan insanlar genelde kilo almaya daha eğilimli oluyor. Dr. Öz’ün söylediğine göre bunun ilk ve en basit sebebi akşam yemeğinden sonra atıştıracak daha az zamanımız kalması. Bazı araştırmacılar gece televizyon seyretmek için oturmayarak günlük diyetinizden en az 220 kalori kar ettiğinizi söylüyorlar. Bunun dışında yorgun olduğumuzda malesef karbonhidratlara aş eriyoruz. Bunun bir sebebi de karbonhidratların aynı zamanda çabuk ve kolay erişilebilir yemekler olması.

4. Aç kalmayın

Bu diyet yapanların klasik hatasıdır: “Eğer kendimi daha uzun zaman aç hissediyorsam vücudum kesinlikle kilo veriyor demektir.” Dr. Öz’e göre aslında aç kaldığımız süre uzadıkça, tam tersine, beynimiz, vücudumuza SOS sinyalleri göndererek, çok fazla kalori harcamaması ve depolaması gerektiğini söyler. Eğer çok acıkırsanız doyma hissiniz geç geleceğinizden gereğinden fazla yersiniz.

5. Hata yaparsanız kendinizi cezalandırmayın

Zaman zaman hepimizin bir “izinli” günü olabilir. Bazen o izin günlermizde bir iki kurabiyeyle kalmayıp kendimizi onuncu kurabiyeyi yerken yakalayabiliriz. Dr Öz, böyle bir durum yaşadığımızda, kendimizi cezalandırmak yerine geriye dönerek bu şekilde davranmamıza neyin sebep olduğuna bakmamızı ve programımıza kaldığımız yerden devam etmemizi öneriyor. Programa dönmek o anda zor gelirse diyor, 5 dakikalık bir yürüyüş için dışarı çaıkabilir, kurabiye torbasının kalanını içindekilerle birlikte atabilir, ertesi gün için yemek planınızı yazabilir veya programınıza dönebilmek için size uygun olan herhangi bir basit ve o anda yapılabilir şeyleri yapmak sizi rahatlatacaktır.

6. Her gün kahvaltı için acı biber yiyin

Dr. Öz’e göre kahvaltıda baharatlı, özellikle acı yemek, öğlen yemeğinde iştahınızı azaltacaktır. Her türlü taze acı biber, hatta acı sos veya pul biber bile beyninizin daha doygun hissetmesine sebep olacak ve öğlenleri yediğiniz yemek miktarını düşürecektir. Dr. Öz’ün önerisi biberleri doğrayarak omlet yapmak veya krebinize katmak.

7. Her gün aynı öğle yemeğini yiyin.

Çeşitlilik hayatın tuzu biberi olabilir ama aynı zamanda kilo almamızı kolaylaştıran bir etken. Dr Öz’e göre, her gün en az bir öğünü birbiriyle aynı olan kişiler kilo vermede daha başarılı oluyorlar. Bunun bir sebebi, çeşit ararken diyetin dışına çıkmanın kolaylaşması. Bir diğer sebebi de yediğimiz çeşitler limitli olmadıkça bize haz veren zararlı yiyeceklere yönelimin çok daha kolay olması. Yani yemek çeşitliliğinizi azaltarak ne yediğinize daha dikkat edebilirsiniz. Sevdiğiniz, dengeli ve sağlıklı bir öğle yemeği bulun ve bunu mümkün olduğunda her öğlen tekrarlayın. Örneğin salata yanında ızgara balık veya tavuk ya da ızgara etinizle birlikte haşlanmış sebze ve yoğurt her gün tekrar edebileceğiniz ve işinizi kolaylaştıran alışkanlıklar.

Bunun yanında Dr. Öz’ün bir de bonus tavsiyesi var: Yemeklerinizi önceden planlayın! Önceden planladığınız ve hazırladığınız yemek gün içinde sağlıksız seçimler yapma olasılığınızı azaltır. Örneğin önceden gün içindeki atıştırmalıklarınızı hazırlayıp yanınıza alabilirsiniz.

8. Acıktığınızda su için

Acıktığımızı ve susadığımızı bize söyleyen hormonlar benzer olduğu için aslında çoğu zaman bunları birbirine karıştırırız. Acıktığınızı düşündüğünüzde önce bir iki bardak su içmeyi deneyin. Eğer acıkma hissi geçerse bilin ki sadece susamışsınızdır. Susama hissiniz kaç kalori aldığına aldırmaz. Dolayısıyla sadece sıfır kalori su içerek diğer içeceklere ihtiyaç duymadan bu hissinizi tatmin edebilirsiniz.

9. Yemeklerden önce atıştırın

Annelerimiz haklı: “Yemekten önce birşeyler yersen iştahın kapanır”. Ama eğer kilo vermek istiyorsanız bunu kendi lehinize kullanabilirsiniz. Örneğin yemeğe oturmadan önce yiyebileceğiniz bir avuç kuruyemiş, küçük bir meyve veya aktarlardan bulabileceğiniz lifli ve kalorisiz karnıyarık otu gibi karnınızı şişerecek yiyecekler, gerçekten yemeğe oturduğunuzda iştahınızı azaltarak daha az yemenizi sağlayacaktır. Dr. Öz’e göre yemekten önce atıştırmanın bir faydası da açlık hormonu ghrelin in düzenlenmesi. Ghrelin, karnınızın guruldamasını sağlayan hormon, daha çok üretildiğinde yani daha çok guruldadığınızda daha çok acıkacak ve daha çok yiyeceksiniz. Önceden atıştırarak bunun önüne geçmek mümkün.

10. Daha küçük tabaklar kullanın

Küçük tabak kullanmak beyninizi aldatmanın masum bir yolu. Büyük tabağınızın içinde küçücük gözüken yemeğiniz bir tatlı tabağı içinde kocaman olacaktır. Beyin çok yediğine inandığında daha geç ve az acıkır. En önemlisi de fazla yemekten vazgeçer. Ayrıca araştırmaların gösterdiğine göre, tabağımızdakilerin hepsini yiyebilmek ve kendimizi tatmin olmuş hissetmek için, büyük tabaklarda normalden ⅓ daha fazla yemek yemeye meyilli oluyoruz.

11. Yemek yerken televizyonu kapatın

Dijital opsiyonlar, onlarca kanal, sevdiğimiz TV programları ve kaçırmak istemediğimiz gösteriler arasında farkına varmadan yemek yemeye devam ederiz. Yediğimizin farkında olmadığımız için tokluk hissimiz de yeterince çalışmayacaktır.

12. Günlük yaşamınıza hareket katmanın yollarını arayın.

Bunu eminiz binlerce kere duymuşsunuzdur: Asansörü kullanmayın, merdivenle çıkın. Süpermarkette en uzağa parkedin. Toplu taşıma araçlarında mümkünse bir durak önce veya sonra inin. Arkadaşlarınızla öğle yemeği buluşmaları yerine yürüyüşe çıkın. Ofiste çok sıkıldığınızda kalkıp bir tur yürüyün. Dr Öz diyor ki: “Her fazla adım yardım eder…”

Author: Ozi

Share This Post On